Yalnız Sokak…

Bildiğiniz gibi biri değilim. Bakışlarınızı çekin o yüzden. Hiçbirinizi mutlu edemem ben. Yüzümdeki mutsuzluğu görmüyor musunuz? Dün, çekip gitti hayatımdan. Hiç risk almıyor muşum, hiç coşku yokmuş içimde… Evliymiş, çocuğu da var. Elimden geleni yaptım ben… Denedim, hayatın hatalar yapmak olduğunu biliyorum. Yani hata yapmazsan, yaşama şansı da vermiyor sana. İyice içine et ki hesabını sorayım ama merak etme sonunda iyi şeyler çıkacak karşına diyor. Yapamam ben. Aşık bile değilim, yaşım kırka yaklaşıyor ve bir sürü sorum var diye çözemeyeceğim sorularla uğraşmam.

Biriniz de desenize ‘Rahat bırakın kadını’ utanmıyor musunuz?  Böyle bakışlarınızı dikip, gözlerinizle yemeye beni. Tabii en küçük boşlukta size sarılırım değil mi? Haklısınız!

Yok demezsiniz tabii. Kim kaparsa değil mi? Daha dün ona fasulye yaptım. Çok sever diye. Et sever aslında ama ben fasulye yaptım. Et yapsaydım gitmezdi belki. Hiç işve yok sen de derdi. Kadınlık nasıl bir şey. Öğrenilmiyor ki. Erkekliği öğretiyorlar. Kadınlık başka bir şey. Başka türlü bir şey olmalı.

Nasıl da mutluydum seninle. Bir gülüşünle bulutlara uçuyordum, azıcık kızsan bana yerin dibine giriyordum. Belki içinizden birine bakmalıyım. Belki beni gerçekten mutlu eder. Belki bir ailem olur. Benim de çoluğum, çocuğum olur. Artık kendi hayatıma bakarım. Sürekli bir şey bekler gibi yaşayıp durmam. İnsan başkalarının ailesinin bir parçası olamaz ki. Üç günde sıkılırlar senden, evde tek başlarına kalmak isterler. Rahatça osurmak isterler… Sutyensiz falan dolaşmak ya da donla yatmak.

Kimsenin hayatı yeteri kadar büyük değil. Dünyanın öyle gözüktüğüne bakmayın. Sakın bir tür yanılsama. Ne yapsam şimdi nereye gitsem? Gidecek bir yerim yok. Yanınıza kıvrılıp otursam, sıkıcı futbol muhabbetlerinizi bile dinlerim ben. İnanın, fazla param da yok. Gideyim, daha güzel bir elbise alayım, istediğiniz gibi bir kadın olayım. O zaman dünyada bir yerim olur mu? O zaman bana da kollarını açar mı dünya?  Arasam mı onu acaba, kesin unuttu beni. Arasam kaçar benden, hep kaçtılar. O kaçmadı zaten biri yakalamış onu. O yüzdenmiş. Arasam tamam desem, bana ne çocuğundan, gidelim küçük bir odaya sığarız. Ama yok yapamam kendime de ona da zehir olur hayat. En iyisi şu kravatlıya göz kırpayım annemin dediği gibi…

Yok yapamıyorum işte. İki kelimeyi birleştirip de anlatamam derdimi şimdi. Kesin onu ararım diğerlerinde. Onun olmazlığını. Saçlarımı mı kestirsem ya da boyatayım. Belki saçlarımı boyatınca şehre bir film gelir. Saçmalama, yeter. Bakmayın yeter be, bende size yetecek kadar ben yok.

Resim yapmam gerekiyor. Bir yerde oturup çizeyim. İçimden gelen ne varsa çizeyim. Belki geçer hepsi. Bir kafeye gideyim ben. Bir kahve içeyim. Hava da ısındı iyi ki bu ayakkabılarımı giymişim. Saçlarımı açayım biraz sonra. Kadın olmak ne zormuş. Nerede olursan ol, çok zor. Bak, şehirdeyim tarihin içinde, her yer medeniyet ama işte sokak bu be sokak! Ne yapayım uçayım mı? Yaşlı bunak sen niye bakıyorsun bana? Sana da bakacak değilim ben…

Kim bilir belki bakarım, belli mi olur?

Deniz Özlem Ekemen

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir